Maliye Postası Dergisi
IBAN KULLANDIRMADA YENİ DÖNEM: TCK m. 158/4 İLE GETİRİLEN CEZA İNDİRİMİ VE HESAP SAHİBİNİN CEZA SORUMLULUĞU
Şenol METE
1. Giriş
Bankacılık sisteminin dijitalleşmesiyle birlikte para transferleri birkaç saniye içerisinde gerçekleştirilebilir hâle gelmiştir. Bu gelişme ekonomik hayat bakımından önemli kolaylıklar sağlamakla birlikte, banka hesaplarının suç faaliyetlerinde kullanılmasına ilişkin yeni riskleri de beraberinde getirmiştir. Özellikle dolandırıcılık ve yasa dışı bahis gibi faaliyetlerde, suçtan elde edilen veya suçla bağlantılı olduğu değerlendirilen paraların doğrudan suçun asli faillerine ait hesaplar yerine üçüncü kişilerin hesapları üzerinden geçirilmesi, uygulamada karşılaşılan önemli yöntemlerden biri hâline gelmiştir.
Bu yöntemin en dikkat çekici boyutlarından biri, banka hesabı veya IBAN bilgisinin belirli bir ücret karşılığında başkasına kullandırılmasıdır. Kişilere “hesabını birkaç gün kullanacağız”, “hesabından geçen paranın belirli bir yüzdesini sana vereceğiz”, “sen sadece parayı alıp bize aktaracaksın” veya “hiçbir sorumluluğun olmayacak” şeklinde teklifler sunulabilmektedir.
İlk bakışta kolay bir gelir elde etme yöntemi gibi görünen bu teklifler, hesabını kullandıran kişi açısından ciddi hukuki sonuçlara yol açabilmektedir. Çünkü hesabın sahibi tarafından bilinmeyen bir husus bulunmaktadır: Hesaba gelen paranın kaynağı ve bu paranın hangi amaçla kullanıldığı.
Dolayısıyla mesele yalnızca banka hesabının teknik olarak başka bir kişi tarafından kullanılması değildir. Asıl mesele, bu hesabın suç faaliyetinin gerçekleştirilmesinde bir araç hâline gelip gelmediğidir.
Bu tartışmaya 16 Temmuz 2026 tarihinde yeni bir boyut eklenmiştir. 7589 sayılı Kanun ile TCK m. 158'e eklenen dördüncü fıkra, belirli hâllerde dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin cezasının yarı oranında indirilmesini öngörmüştür. Düzenleme, hesap kullandırma fiillerinin tamamını ayrı bir suç olmaktan çıkaran veya bu fiilleri hukuka uygun hâle getiren bir hüküm değil; belirli bir iştirak biçimine özgü ceza indirimi düzenlemesidir.
2. Hesap Sahibinin Ceza Sorumluluğunun Belirlenmesi
Banka hesabının bir dolandırıcılık olayında kullanılmış olması, hesap sahibinin ceza sorumluluğunun kendiliğinden doğduğu anlamına gelmez. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince kişinin kendi davranışı ile meydana gelen suç arasındaki bağlantının somut biçimde ortaya konulması gerekir.
Bu noktada üç farklı durum birbirinden ayrılmalıdır. İlk durumda hesap sahibi, hesabının suçta kullanılacağını bilmemekte ve hesabı üzerinde gerçekleşen işlemlerden haberdar olmamaktadır. Böyle bir durumda yalnızca hesabın kişinin adına kayıtlı olması, suç kastının varlığını tek başına göstermeyecektir.
İkinci durumda kişi, hesabının başkası tarafından kullanılacağını bilmekte ancak suçun işlenmesine yönelik katkısının kapsamı ve amacı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Üçüncü durumda ise kişi, hesabını veya ödeme aracını suçun gerçekleştirilmesine yardımcı olmak amacıyla bilerek başkasına vermektedir. Bu hâlde kişinin eylemi, suçun işlenmesine sağladığı katkının niteliğine göre iştirak hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.
Dolayısıyla ceza sorumluluğunda belirleyici olan yalnızca hesabın kime ait olduğu değil, hesap sahibinin somut olayda ne yaptığı, neyi bildiği ve hangi amaçla hareket ettiğidir.
3. TCK m. 158/4 ile Getirilen Yeni Düzenleme
3.1. Düzenlemenin Kapsamı
7589 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle TCK m. 158'e eklenen dördüncü fıkrada, TCK m. 157 ve 158'de yer alan suçlara iştirakin belirli bir fiille sınırlı olması hâlinde özel bir ceza indirimi öngörülmüştür. Düzenlemeye göre iştirak; kişinin kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmet sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı ise verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Burada iki unsur özellikle önem taşımaktadır. Birincisi, kişinin davranışının suçun işlenmesine iştirak niteliğinde olması; ikincisi ise bu iştirakin kanunda belirtilen araç, bilgi veya hesabın sağlanmasıyla sınırlı bulunmasıdır.
Dolayısıyla TCK m. 158/4'ün uygulanabilmesi için yalnızca bir banka hesabının başka bir kişi tarafından kullanılmış olması yeterli değildir. Somut olayda kanunda öngörülen iştirak biçiminin ve diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrıca belirlenmesi gerekir.
3.2. Ceza İndiriminin Hukuki Niteliği
TCK m. 158/4, hesap kullandırmayı suç olmaktan çıkaran bir düzenleme değildir. Hüküm, belirli koşullarda gerçekleşen iştirak bakımından uygulanacak cezanın yarı oranında indirilmesini öngören özel bir yaptırım düzenlemesidir. Bu nedenle hükmün uygulanması otomatik değildir. Öncelikle ortada TCK m. 157 veya 158 kapsamında bir suç bulunmalı, kişinin bu suça iştiraki belirlenmeli ve iştirakin kanunda belirtilen fiille sınırlı olduğu ortaya konulmalıdır. Başka bir ifadeyle düzenleme, “IBAN'ını kullandıran kişinin ceza sorumluluğu yoktur” sonucunu doğurmamaktadır. Aksine, belirli bir iştirak biçimini ceza hukuku bakımından tanımlayarak bu durum için özel bir indirim mekanizması öngörmektedir.
4. Hesabın Suçta Kullanılması ile Gerçek Mağdurun Ayrılması
Hesap sahibi ile dolandırıcılık suçunun mağduru aynı kişi olmayabilir. Dolandırıcılık sonucunda malvarlığında azalma meydana gelen kişi gerçek mağdur iken, işlemlerde kullanılan banka hesabının sahibi suçun işlenmesine iştirak etmiş olabilir veya hiçbir bilgisi olmaksızın hesabı kullanılabilir. Bu nedenle uygulamada “IBAN mağduru” şeklinde kullanılan ifade, hukuki durumları birbirinden ayırmak bakımından tek başına yeterli değildir.
Hesap sahibinin suçtan haberdar olmadığı ve hesabın iradesi dışında kullanıldığı durumda kişi, suçun faili veya iştirakçisi olarak değerlendirilemez. Buna karşılık kişi hesabını bilerek ve suçun gerçekleştirilmesine katkı sağlamak amacıyla başkasına tahsis etmişse, somut olayın özelliklerine göre iştirak hükümleri gündeme gelebilir.
Buradaki temel ayrım, hesabın suçta kullanılmış olması ile hesap sahibinin suça katılmış olması arasındaki farktır. Birincisi maddi bir olgu, ikincisi ise ceza sorumluluğunu doğurabilecek hukuki bir değerlendirmedir.
5. TCK m. 158/4'ün Uygulama Sınırları
