Maliye Postası Dergisi
YOKSULLUK NAFAKASININ EKONOMİK VE SOSYAL DURUMA GÖRE UYARLANMASI
Hasan Basri CAN
1. Giriş
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle geçim sıkıntısı çekecek olan eşin temel ihtiyaçlarını (barınma, beslenme, sağlık) karşılamasını sağlamayı amaçlar ve genellikle ekonomik olarak daha zayıf konumda olan tarafa bağlanır. Çoğunlukla kadınlar bu nafakayı alsa da, cinsiyet ayrımı yoktur; erkek de eğer yoksulluğa düşecekse nafaka talep edebilir. Boşanmanın mali sonuçlarından biri de nafakadır. Nafakayı talep eden eş çalışmıyorsa ya da serveti yoksa bu nafakayı talep edebilir. Bu kapsamda, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Aradan geçen uzun süre içerisinde tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında gerçekleşen esaslı değişiklik yoksulluk nafakası etkilemektedir.
2. Yoksulluk Nafakasının Uyarlanması
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanlar yoksul kabul edilmektedir. Yoksulluk nafakası 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 175 maddesinde detaylı olarak belirtilmiştir. Yoksulluk nafakası, anılan madde uyarınca, boşanma sonucunda maddi olarak yoksulluğa düşecek olan tarafın, diğer taraftan süresiz veya bir süreliğine talep edebileceği mali destektir. Bu nafaka türü, eşlerin boşanma sonrası ekonomik durumlarını dengelemek ve mağduriyetleri önlemek amacıyla düzenlenmiştir. Nafaka talep edebilmek için talepte bulunan tarafın, boşanmada daha ağır kusurlu olmaması veya eşit kusurlu olması gerekmektedir.
Mahkeme, yoksulluk nafakasının miktarını belirlerken tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, gelir seviyelerini ve boşanma sonrası yaşam standartlarını dikkate alır. Nafaka, talep eden tarafın evlenmesi, haysiyetsiz hayat sürmesi veya ekonomik olarak kendi geçimini sağlayabilecek duruma gelmesi halinde sona erer.
Yoksulluk nafakasının ana şartı talep eden eşin yoksulluğa düşecek olmasıdır. Yoksulluğa düşmek kişinin kendi geçimini sağlayamayacak duruma gelmesidir. Eski Medeni Kanunda kişinin yoksulluğa düşmesinde büyük bir yoksulluk sınırı yaratmışken, yeni Medeni Kanunda sınırlama biraz daha gevşetilmiştir. Önemli diğer husus da nafakayı talep eden eşin daha fazla kusurlu olması durumunda nafakayı talep edemeyecek olmasıdır. Buna karşılık nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Örneğin nafaka yükümlüsü akıl hastası olsa da geliri varsa nafaka verilmesine hükmedilebilir. Yardım nafakasının şartlarını şu şekilde sıralanabilir:
Nafaka isteyen eş yoksulluğa düşmelidir.
Nafaka isteyen eş daha az kusurlu ya da tamamen kusursuz olmalıdır.
Nafaka ödeyecek olan eşin mali gücüyle nafaka miktarı orantılı olmalıdır.
Nafaka isteyen eş nafakayı talep etmelidir.
Bu talep süresi içinde yapılmalıdır.
Boşanma kararı kesinleştikten sonraki zamanaşımı süreleri Medeni Kanun’da düzenlenmiştir. ‘’Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.’’ Boşanma davasından ayrı açılan yoksulluk nafakası davası için zamanaşımı süresi 1 yıldır. Söz konusu süreden sonra açılan davalar için defi ileri sürülebilir. Ancak bunu hâkim resen dikkate almaz. Bunun dışında taraflar anlaşmalı boşanma yapmışlarsa tazminat da talep edemezler.
Yukarıda yer alan şartları sağlamayan kişilerin yoksulluk nafakası alması mümkün değildir. Burada şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; toplumumuzda yoksulluk nafakasının sadece kadına verileceğine yönelik yanlış bir algı mevcuttur. Ayrılık neticesinde yoksulluğa düşecek tarafın yani yukarıda yer alan şartları sağlayanın erkek tarafı olması durumunda da yine erkek lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi mümkündür.
Nafakanın miktarı nafakayı ödeyecek eşin maddi gücü ile orantılı olarak takdir edilir. Kanundaki hakkaniyet ilkesi bunu gerektirir, söz konusu madde şöyledir: ‘’Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.”
