Maliye Postası Dergisi
BAHŞİŞ VE BENZERİ GELİRLERİN VERGİ KANUNLARI KARŞISINDAKİ DURUMU
Mehmet AKARSLAN
Bahşiş, gündelik yaşamda ve ticari hayatın icapları içinde genel kabul gören bir uygulamadır. Günümüzde lüks restoranlarda yüksek tutarlı bahşiş çoğu zaman statü sembolü olarak dahi görülmektedir. Türk Dil Kurumu sözlüklerinde, “Bahşiş: Yapılan bir hizmete ödenen ücretten ayrı olarak fazladan verilen para, kahve parası” şeklinde tanımlanmaktadır., Otel, lokanta gibi hizmet işletmelerinde hizmeti görene teşekkür amacıyla fazladan verilen paralar olarak da ifade edilmektedir.
Gönüllülük esasına dayalı olarak rızaen verilen bahşişlerin yerine işverenlerce; pek çok restoran ve lokantalarda hizmet bedelinin yüzde 5’i ila yüzde 20’si civarında “ kuver ücreti, servis ücreti, hizmet bedeli, garsoniye, bahşiş gibi kalemlerle “ veya herhangi benzeri bir isim altında ek bir bedeli adisyona ekleyerek müşterilerinden biraz emrivaki yaparak birazda sosyal dayatma ile talep etmeye başlanması suretiyle kalıcı hale getirilmek istendiği söylenebilir. Bu konuda henüz yasal bir düzenleme olmamasına rağmen uygulama zorlanarak yaygınlaştırılmak istendiği görülmektedir.
Ancak tüketicinin sürprizle karşılaşmaması ve mağdur olmaması için Ticaret Bakanlığının Fiyat Etiketi Yönetmeliği’ne(1) göre, işletmelerin uyguladıkları ücret ve tarife bilgisini; web sayfalarında, menülerde, fiyat tarife ve listelerinde göstermek ve ayrıca tüketicinin göreceği şekilde işletmeye asması gerekir.
Bahşiş ve Benzeri Gelirlerin Gelir Vergisi ve Damga Vergisi Kanunları Karşısındaki Durumu
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretin Tarifi” başlıklı 61’inci maddesinde;
“Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Ücretin, ödenek, tazminat, kasa tazminatı, mali sorumluluk tazminatı, tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 65’inci maddesinde, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançların serbest meslek kazancı olduğu, serbest meslek faaliyetinin, sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması olduğu hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, aynı Kanunun 94’üncü maddesinde, “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.
1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,
2. Yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç);
a) 18’inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden % 17,
b) Diğerlerinden % 20,
...” hükümleri yer almaktadır.
Aynı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına 7349 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile eklenen (18) numaralı bendinde; “Hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri (Şu kadar ki, istisnayı aşan ücret gelirinin vergilendirilmesinde verginin hesaplanacağı gelir dilim tutarları ve oranları, istisna kapsamındaki tutarlar da dikkate alınarak belirlenir. Ödenecek vergi tutarı, bu suretle bulunan vergi tutarının içinde istisna tutara isabet eden kısım düşülmek suretiyle hesaplanır. İstisna nedeniyle alınmayacak olan vergi ilgili ayda aylık asgari ücret üzerinden hesaplanması gereken vergiyi aşamaz. Birden fazla işverenden ücret alanlarda bu istisna sadece en yüksek olan ücrete uygulanır.).” hükmü yer almaktadır.
7349 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kâğıtlar” başlıklı bölümünün (34) numaralı fıkrasında yer alan “ücretlere ilişkin kağıtlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “(Bu maddenin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen ücretlerde istisna, aylık brüt asgari ücrete isabet eden kısım için uygulanır.)” hükmü eklenmiştir.
319 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde(2), söz konusu istisnanın uygulamasına yönelik ayrıntılı açıklama ve örnek uygulamalara yer verilmiştir.
Öte yandan, 94 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin giriş bölümünde yapılan açıklamalarda; büyük otel, gazino, lokanta ve kulüplerde çalışmakta olup bu müesseselerden hiçbir ücret almadan sadece müşteriden servis, garson ücreti ve bahşiş gibi namlarla alınan paraların tamamı kendilerine terk edilenlerin diğer ücret olarak, çalıştıkları müesseselerden her ne nam ile olursa olsun herhangi bir ücret alınması halinde ise bunların her iki istihkakının toplamı üzerinden tevkif suretiyle vergilendirileceği belirtilmiştir.
Ancak, 22/12/2021 tarihli ve 7349 sayılı Kanunun(3) 3 üncü maddesi ile 193 sayılı Kanunun “Diğer Ücretler” başlıklı 64 üncü maddesi 1/1/2022 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Söz konusu düzenleme sonucu bu madde kapsamında bulunan;
a) Kazançları basit usulde tespit edilen ticaret erbabı yanında çalışanların,
b) Özel hizmetlerde çalışan şoförlerin,
c) Özel inşaat sahiplerinin ücretle çalıştırdığı inşaat işçilerinin,
ç) Gayrimenkul sermaye iradı sahibi yanında çalışanların,
Vergi karnesi almasına ve karnesini vergi dairesine ibraz ederek vergilerini tarh ve tahakkuk ettirmesine gerek bulunmamaktadır. Bu kapsamda olanların 1/1/2022 tarihinden itibaren elde ettikleri tevkif suretiyle vergilendirilmemiş ücret gelirleri Kanunun genel hükümlerine tabi olacaktır.
