Danıştay Kararları,Özelge ve Genel Yazılar
İşin Yıllara Yaygın İnşaat İşi Mi Yoksa Özel İnşaat İşi Mi Olduğunun Tespiti Hakkında
T.C. D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/9150
Karar No : 2022/350
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, taşınmaz satışları nedeniyle kayıt ve beyan dışı hasılatı olduğundan bahisle re'sen tarh edilen 2010 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesince verilen kararda; 03/02/2020 tarihli ara kararıyla, … Belediye Başkanlığından, Talas İlçesinde yer alan … Pafta, … Ada, … Parselde bulunan gayrimenkullerle ilgili olarak, inşaat yapı ruhsatlarının, inşaat sözleşmelerinin, tüm yapı kullanım izin belgelerinin istenilmesi üzerine gönderilen bilgi ve belgelerin ve dosyanın incelenmesi neticesinde, davacı tarafından satışı yapılan dairelere ilişkin inşaatın bitim tarihinin, en son yapı kullanım izin belgesinin verildiği tarih olan, B blokuna onay verilen 09/06/2015 tarihi olduğunun kabulü gerektiği, 2010 ila 2013 yılları arasında ilgili bağımsız bölümün fiili teslimi yapıldığı yönünde alıcılar nezdinde tutanaklar bulunmaktaysa da dava konusu inşaatın yalnızca bir bağımsız bölümden oluşmadığı ve bağımsız bölümlerden 2013 yılında teslim edilenlerde dahi çevre düzenlemesi dahil bir takım unsurların tamamlanmasının sözleşmeye konu edildiği dikkate alındığında, inşaatın bir bütün olarak en son yapı kullanım izin belgesinin verildiği tarih olan 09/06/2015 tarihinden önce bitirildiği yönünde bir tespitin yapılmadığı dolayısıyla 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca, birden fazla takvim yılına sirayet eden söz konusu inşaat işinde kâr veya zararın, tüm bağımsız bölümlerin ve çevre düzenlemesinin tamamlandığı, yani inşaatın tümüyle bittiğinin yapı kullanma izin belgesiyle tespit edildiği yıl olan 2015 yılında kati olarak tespit edileceği dikkate alındığında, 2015 yılından önceki bir dönem olan dava konusu dönemde beyan edilmesi gereken bir gelir unsuru bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı İdare tarafından, davacının ticari faaliyetine devam etmediği ve dönemsellik ilkesi uyarınca katma değer vergisi yönünden 2013 yılı 6.ayında Gelir Vergisi yönünden 31/12/2013 te mükellefiyetinin bizzat terk edildiği, dava konusu tarhiyatlar yapılmadan evvel, MERNİS adreslerinden kullanıcıların taşınmazları alıp yerleştiğinin saptandığı, doğalgaz, elektrik, su gibi aboneliklerden de bu hususun yani fiilen kullanımın tespit edildiği, tapuda devirlerin gerçekleştirildiği, diğer taraftan Gelir Vergisi Kanunu'nun 42. maddesinin, kendi nam ve hesabına inşaat yapanları değil bu inşaat işini başkasına taahhüt edenleri kapsadığı oysa buradaki ticari faaliyetin; kat, dükkan bağımsız bölümlerin inşası sonrasında satılmasına ilişkin olduğu, tasarruf hakkının fiilen alıcıya geçmesi ile ruhsat gecikse dahi vergiyi doğuran olayın gerçekleştiğinin yerleşik Danıştay kararları ile sabit olduğu belirtilerek kararın usule ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinde ise, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamak olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37/1. maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların gelir vergisi yönünden ticari kazanç olduğu hükmüne yer verildikten sonra, bu Kanunun uygulanması açısından ticari kazanç sayılacak faaliyetler yedi bent halinde sayılarak hangi tür faaliyetlerin ticari kazanç sayılacağındaki tereddütler bertaraf edilmiştir. Bu kapsamda 37/4.maddesinde de, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden elde ettikleri kazancın ticari kazanç hükümleri çerçevesinde değerlendirileceği hükmüne yer verilmiş olup, buna göre, işlem sayısındaki çokluk ve işlemdeki istikrar, yapılan faaliyetin ticari mahiyette sayılması için yeterli görülmüştür.
Oysa ki, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 42. maddesinde ise, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kâr veya zararın işin bittiği yıl kati olarak tespit edileceği ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkûr yıl beyannamesinde gösterileceği, mükelleflerin bu madde kapsamına giren hallerde her inşaat ve onarım işinin hasılat ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeye ve düzenleyecekleri beyannameleri işlerin ikmal edildiği takvim yılını takip eden yılın Mart ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar vermeye mecbur oldukları hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, bir işin yıllara yaygın inşaat ve onarım işi olarak kabul edilebilmesi için üç temel koşul olan işin mahiyeti nedeniyle faaliyet konusunun inşaat ve onarım işi olması, işin belirli bir taahhüde bağlı olarak yapılması ve inşaat ve onarım işinin yıllara yaygın iş olması halinin bir arada bulunması gerekmekte olup, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kazancın tespit esasları özel olarak düzenlenmiş, diğer faaliyetlerin aksine kazancın yıllık olarak değil, işin sonunda tespit edileceği belirtilmiştir.
Bir kimsenin satmak üzere kendi nam ve hesabına yaptığı özel inşaat dolayısıyla alıcıdan tahsil ettiği bedel, istihkak bedeli değil, satış bedeli olup, Gelir Vergisi Kanunu'nun 42. maddesi kapsamında değerlendirilmesi düşünülemez. Satışın arsa payı üzerinden yapılıp, inşaatın alıcı ile akdedilen sözleşmeye göre tasarlanması da bu durumu değiştirmez. Özel inşaatlar hangi şartlarda yürütülürse yürütülsün, fiilen yapılan iş, inşa edilen dairelerin satışından ibaret olup, bu tür inşaatların herhangi bir kıymet imali ve satışından farkı bulunmadığından, kazanç tespitinin yıllık olarak ve maliyetle satış bedelinin karşılaştırılması suretiyle kazancın dönemselliği ilkesine göre beyan edilmesi gerekmektedir.
| Bu karar Maliye Postası elektronik mevzuat yayınlarına Gelir Vergisi Kanununun 42. maddesinin altına kaydedilmiştir. |
| Kararın tamamını okumak için tıklayın. |
| Bunun gibi Danıştay Kararlarını, özelgeleri , Vergi SGK, İş, Ticaret Mevzuatı ile ilgili güncel konularda uygulamaya yönelik makaleleri düzenli olarak takip etmek, |
| Mevzuta hızlı ve güvenilir bir şekilde erişmek , |
| Ücretsiz danışmanlık hizmetimizle zaman kazanmak, |
| Hediye fırsatlarından yararlanmak için siz de abonemiz olun. |
| Diğer özelgeleri ve Danıştay Kararlarını incelemek için tıklayın. |
| Abonelerimizin sorduğu bazı soruları ve bunlara verdiğimiz yanıtları incelemek için tıklayın. |